Romanların en iyi bitiş cümleleri

Romanların en iyi bitiş cümleleri

Bir romanın ilk cümlesi, okurun o kitapla ilişkisini belirleyebilir. İlk cümlenin ilginç olması, merak uyandırması, içtenliği ya da çekiciliği romanın okunurluğunu artırabilir. Bu yüzden ilk cümleler önemlidir.

Romanların son cümleleri de önemlidir. Okur, kitabı elinden bıraktığında aklında o son cümle yankılanır. Hatta son cümleyi birkaç kez okuma gereksinimi duyabilir. Romanı okuma süreci sona ermiştir ve o son cümle kalmıştır elinde. Bir vedadır. Yazar okura, okur kitaba veda eder. Ve iyi bir veda da iyi bir veda cümlesinden geçer.

Notosoloji’den alıntılıyoruz:

Böylece ilerlemeyi sürdürüyoruz: durmaksızın geriye fırlatılıp dursa da, akıntıya karşı yol alan tekneler. • F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby (1925)

… genç bir kızken ben de bir Dağ çiçeğiydim orada evet saçıma Endülüslü kızların taktığı gibi takınca ya da kırmızı mı taksam evet ve nasıl öpmüştü beni Mağribi surunun altında ben de dedim ki bu da olur bir başkası daha iyi olacak değil ya sonra gözlerimle tekrar sormasını istedim evet sonra ister misin diye sordu evet ne olur evet de dağ çiçeğim dedi önce sarıldım ona evet ve onu kendime çektim göğüslerime dokunsun diye safi parfüm evet kalbi deliler gibi çarpıyordu evet dedim evet isterim Evet. • James Joyce, Ulysses (1922; çeviri Armağan Ekici)

Büyük Birader’i çok seviyordu. – George Orwell, 1984 (1949; çeviri Celâl Üster)

Bugüne dek yaptığım iyi, en iyi şey bu. Yakında kavuşacağım huzurun bugüne dek yaşadıklarımın en iyisi olacağını biliyorum. • Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi (1859)

Ruhu yavaşça bayılır gibi oldu işitince karın hafifçe yağdığını evren boyunca ve yağdığını hafifçe, nihai sonlarının inişi gibi, bütün yaşayanların ve ölülerin üstüne. • James Joyce, Dublinliler (1914; çeviri Murat Belge)

Ki bu da seninle benim paylaşabileceğimiz tek ölümsüzlük olabilir, Lolita’m benim. • Vladimir Nabokov, Lolita (1955; çeviri Fatih Özgüven)

“Bir dakika,” diyorsun sen, “Italo Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu romanını nerdeyse bitiriyorum.” • Italo Calvino, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1979; çeviri Ülker İnce)

Vah Bartleby! Vah insanlık! • Herman Melville, Kâtip Bartleby (1853; çeviri Yusuf Eradam)

Son satıra gelmeden önce, o odadan bir daha çıkamayacağını anlamış bulunuyordu. Çünkü elyazmalarında Aureliano Babilonia’nın şifreleri çözdüğü anda aynalar (ya da seraplar) kentinin rüzgârla savrulup yok olacağı, insanların anılarından silineceği ve yazılanların evrenin başlangıcından sonuna dek bir daha yinelenmeyeceği yazıyordu. Çünkü yüzyıllık yalnızlığa mahkûm edilen soyların, yeryüzünde ikinci bir deney fırsatları olmazdı. • Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık (1967; çeviri Seçkin Selvi)

Ya işte böyle, Amerika’da günbatımı olunca bazen nehrin kenarındaki yıkık iskeleye oturur, New Jersey’nin üstünde göz alabildiğine uzanan gökyüzünü seyreder, inanılmayacak kadar büyük bir tümsek halinde Batı Kıyısına doğru yuvarlanan o toy toprakların, başını alıp giden yolların ve sonsuzlukta oturup hayal kuran insanların varlığını hissederim, derim ki Iowa’da çocuklar ağlıyordur şimdi, ağlamalarına izin verilen yerde, o gece gökte yıldız olmayacaktır, Tanrı bir Paf Puf Ayı’dır orada, bilmez misiniz, akşam yıldızı çayırın üstüne ölgün ışıklarını dökmektedir, az sonra esaslı bir gece çökecektir, dünyayı kutsayan, bütün nehirleri karartan, tepeleri sarıp sarmalayan, son kıyıyı da kapayan gece, ve kimse kimseye ne olacağını bilmeyecektir, yaşlanmanın çaresiz sefaletinden başka, işte o zaman Dean Moriarty gelir aklıma, ardından ihtiyar Dean Moriarty, bulamadığımız baba, ve gene Dean Moriarty. • Jack Kerouac, Yolda (1957; çeviri Can Kantarcı)

Sen böylece Hıristiyanlık görevini yerine getirmiş, seni sevmeyene iyi nasihat vermiş olursun; ben de yazdıklarının meyvesini bütünüyle, istediği şekilde toplamış ilk kişi olmak şerefine erişirim; çünkü benim tek isteğim, şövalye kitaplarının uydurma, saçma öykülerini, insanların gözünden düşürmekti; benim gerçek Don Quijote’min öyküleri sayesinde tökezlemeye başladılar bile; hiç şüphe yok, sonunda yere kapaklanacaklar. • Miguel de Cervantes, Don Quixote (1605; çeviri Roza Hakmen)

Sonra her şey yok oldu birden. Ve denizin alabildiğine geniş kefeni, başladı dalgalanmaya beş bin yıl önce dalgalandığı gibi. • Herman Melville, Moby•Dick (1851; çeviri Sabahattin Eyuboğlu, Mina Urgan)

Sonunda, bu küçük kardeşin nasıl büyüyüp ileride kendisi gibi bir kadın olacağını düşündü. Nasıl daha olgun yaşlarda da, çocukluk çağının o saf ve sevgi dolu kalbini taşıyacağını, nasıl çevresine başka küçükleri toplayıp, onların uyanık gözlerini garip masallarla (belki de yıllar önceki Harikalar Ülkesi düşüyle) parlatacağını; kendi küçüklüğünü ve o mutlu yaz günlerini anımsayarak nasıl onların çocuk dertleriyle dertlenip çocuk sevinçleriyle sevineceğini düşündü. • Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında (1865)

Her şey tamam olsun, kendimi pek yalnız hissetmeyeyim diye, benim için artık, idam günümde bir sürü seyirci bulunmasını ve beni nefret çığlıklarıyla karşılamalarını dilemekten başka bir şey kalmıyordu. • Albert Camus, Yabancı (1942; çeviri Samih Tiryakioğlu)

Evet beni çiğneyecekler, sayılar üzerimden geçecek bir iki üç, dört yüz milyon beş yüz altı, beni sessiz toz zerrelerine çevirecekler, tıpkı zaman içinde oğlum olmayan oğlumu, onun oğlu olmayan oğlunu ve onun oğlu olmayan oğlunu ezip geçecekleri gibi, ta ki bin birinci nesle kadar ta ki bin bir geceyarısı korkunç yetilerini dağıtana ve bin bir çocuk ölene kadar çünkü geceyarısı çocuklarının ayrıcalıkları ve lanetleri çağlarının hem efendileri hem de kurbanları olmaktır, kendilerinden vazgeçip kalabalıkların imha edici girdabına çekilmek ve yaşarken bulamadıkları huzuru ölürken de bulamamaktır. • Salman Rushdie, Geceyarısı Çocukları (1981; çeviri Aslı Biçen)

Durgun gökyüzü altında mezarların etrafında şöyle bir gezindim. Fundalarla çançiçekleri aracında uçuşan pervanelere baktım. Çimenler arasında soluk alan usul rüzgârı dinledim, “insan nasıl olur da bu güzel yerde uyuyanların uykularında rahat bulmadıklarını düşünür?” diye şaşırdım. • Emily Brontë, Uğultulu Tepeler (1847; çeviri Feyza Erbatur)

Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzdan bir insana, bir insandan bir domuza, gene bir domuzdan tekrar bir insana baktılar. Fakat hangisinin domuz, hangisinin insan olduğunu bilmek imkânı kalmamıştı. • George

Orwell, Hayvan Çiftliği (1945; çeviri Halide Edip Adıvar)

Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra. • J. D. Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar (1951; çeviri Coşkun Yerli)

Hastaneden ayrıldım ve yağmurun altında otele doğru yürüdüm. • Ernest Hemingway, Silahlara Veda (1929)

Yaşlı adam düşünde aslanları görüyordu. • Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz (1952; çeviri Yaşar Anday)

O zamanlar ki hayatımızı oluşturan, birbirine bitişik izlenimlerin ince bir dilimidirler; belirli bir görüntünün hatırası, belirli bir ânın özleminden ibarettir ve evler, yollar, caddeler de, heyhat, seneler gibi uçup giderler. • Marcel Proust, Swann’ların Tarafı (1913; Roza Hakmen)

Ama burada, yeni bir hikâye,bir adamın derece derece yenileşmesinin, yavaş yavaş yeniden hayat buluşunun, bir dünyadan başka bir dünyaya geçişinin, şu ana kadar hiç bilmediği yeni bir gerçekle tanışmasının hikâyesi başlıyor. Bu yeni bir eserin konusu olabilir. Ama bizim şimdiki hikâyemiz burada bitiyor. • Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza (1866; çeviri Hasan Âli Ediz)

En İyi Bitiş Cümlesine Sahip 100 Roman

1 Samuel Beckett, Adlandırılamayan (1953)

2 Ralph Ellison, Görülmeyen Adam (1952)

3 F. Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby (1925)

4 James Joyce, Ulysses (1922)

5 Mark Twain, Huckleberry Finn (1885)

6 Ernest Hemingway, Güneş de Doğar (1926)

7 George Orwell, 1984 (1949)

8 Charles Dickens, İki Şehrin Hikâyesi (1859)

9 Joseph Conrad, Karanlığın Yüreği (1902)

10 Virginia Woolf, Deniz Feneri (1927)

11 James Joyce, Dublinliler (1914)

12 Vladimir Nabokov, Lolita (1955)

13 Italo Calvino, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1979)

14 Herman Melville, Kâtip Bartleby (1853)

15 Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık (1967)

16 Samuel Beckett, Molloy (1951)

17 Jack Kerouac, Yolda (1957)

18 William Faulkner, Abşalom, Abşalom! (1936)

19 Laurence Sterne, Tristram Shandy (1759–1767)

20 Miguel de Cervantes, Don Quixote (1605)

21 Kurt Vonnegut, Kedi Beşiği (1963)

22 William H. Gass, Willie Masters’ Lonesome Wife (1968)

23 Theodore Dreiser, Sister Carrie (1900)

24 Russell Banks, Continental Drift (1985)

25 Herman Melville, Moby•Dick (1851)

26 Joseph Heller, Madde 22 (1961)

27 Walter Abish, Ne Kadar Alman (1980)

28 Lewis Carroll, Alice Harikalar Diyarında (1865)

29 George Eliot, Middlemarch (1871–72)

30 Mary Shelley, Frankenstein (1818)

31 Thomas Pynchon, Gravity’s Rainbow (1973)

32 Jane Austen, Emma (1816)

33 Don DeLillo, The Names (1982)

34 Albert Camus, Veba (1947)

35 J. M. Coetzee, Barbarları Beklerken (1980)

36 Franz Kafka, Dava (1925)

37 Richard Brautigan, Amerika’da Alabalık Avı (1967)

38 Albert Camus, Yabancı (1942)

39 Salman Rushdie, Geceyarısı Çocukları (1981)

40 Thomas Pynchon, The Crying of Lot 49 (1965)

41 Emily Brontë, Uğultulu Tepeler (1847)

42 James Joyce, Finnegans Wake (1939)

43 Saul Bellow, The Adventures of Augie March (1953)

44 Don DeLillo, Beyaz Gürültü (1985)

45 Margaret Atwood, Damızlık Kızın Öyküsü (1986)

46 Toni Morrison, Sula (1973)

47 Charles Dickens, Noel Şarkısı (1843)

48 William S. Burroughs, Çıplak Şölen (1959)

49 George Orwell, Hayvan Çiftliği (1945)

50 John Gardner, Grendel (1971)

51 William Gaddis, J R (1975)

52 J. D. Salinger, Çavdar Tarlasında Çocuklar (1951)

53 J. G. Ballard, Çarpışma (1973)

54 Willa Cather, My Ántonia (1918)

55 Robert Penn Warren, All the King’s Men (1946)

56 Edith Wharton, Keyif Evi (1905)

57 Voltaire, Candide ya da İyimserlik (1759)

58 William H. Gaddis, The Recognitions (1955)

59 James Joyce, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916)

60 Kurt Vonnegut, Mezbaha No:5 (1969)

61 Toni Morrison, Song of Solomon (1977)

62 Raymond Chandler, The Long Goodbye (1953)

63 John Barth, “Dünyazatname” Masal Masal İçinde (1972)

64 Ernest Hemingway, Silahlara Veda (1929)

65 Gertrude Stein, A Novel of Thank You (1958)

66 A. A. Milne, The House at Pooh Corner (1928)

67 Robert Coover, The Public Burning (1977)

68 Richard Brautigan, A Confederate General from Big Sur (1964)

69 Flannery O’Connor, Wise Blood (1952)

70 Richard Wright, Native Son (1940)

71 Patrick White, The Tree of Man (1955)

72 Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz (1952)

73 Malcolm Lowry, Yanardağın Altında (1947)

74 Richard Powers, Prisoner’s Dilemma (1988)

75 Henry James, The Wings of the Dove (1902)

76 Kathy Acker, Don Quixote (1986)

77 Margaret Mitchell, Gone with the Wind (1936)

78 Cormac McCarthy, Blood Meridian (1985)

79 Roberto Bolaño, By Night in Chile (2000)

80 Graham Greene, Sessiz Amerikalı (1956)

81 Margaret Atwood, Cat’s Eye (1988)

82 John Updike, Tavşan Kaç (1960)

83 Marcel Proust, Swann’ların Tarafı (1913)

84 William T. Vollmann, You Bright and Risen Angels (1987)

85 Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza (1866)

86 Brian Evenson, The Open Curtain (2006)

87 John Hawkes, Second Skin (1964)

88 William Faulkner, Döşeğimde Ölürken (1930)

89 Ronald Sukenick, Out (1973)

90 Gilbert Sorrentino, Mulligan Stew (1979)

91 William Makepeace Thackeray, Gurur Dünyası (Vanity Fair) (1847–48)

92 James Crumley, The Final Country (2001)

93 John Barth, The End of the Road (1958)

94 Carlos Fuentes, Christopher Unborn (1987)

95 Mark Harris, Bang the Drum Slowly (1956)

96 James Weldon Johnson, The Autobiography of an Ex •Coloured Man (1912)

97 Kate Chopin, Uyanış (1899)

98 Philip Roth, Sabbath’s Theater (1995)

99 Zora Neale Hurston, Tanrıya Bakıyorlardı (1937)

100 Terry Southern, Mason Hoffenberg, Candy (1958)

(Amerikan Book Review)

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>