Ruhi Ebert: “Atay için ‘üşüyoruz reyiz’ diyenler utansın…”

Ruhi Ebert: “Atay için ‘üşüyoruz reyiz’ diyenler utansın…”

Büyükkeyif’te uzun zamandır homurdanmıyorsunuz. Atay üzerine düşündüğünüzü de biliyoruz, bugün ölüm yıldönümü malum. Atay ölmedi, aramızda yaşıyor mu?

Ne zamandır içim sıkılıyor be Büyükkeyifçim. Sosyal ortamlarda homurdanasım gelmiyor. İçime kapandım. Orada homurdanıyorum. Hem inan, orasının akustiği çok daha iyi. Çok daha memnun kalıyor insan ortaya koyduğu performanstan. Neyse, ne diyorduk? Atay. Atay hakkında aslında uzun zamandır düşünmüyorum. Vaktinde baya mesai harcadığım, muhterem bir mütefekkir kendisi. Nice saatimi kendisinin düşünsel iklimine kurban etmişliğim var. Bu konuda bir saniye bile tereddüt etmedim. Ölüm yıldönümü… Hmm. Bu pek önemsediğim bir şey değil aslında. Atay bir düşünsel figür olarak kendi zihnimde ait olduğu yerde inorganik yaşantısına devam ediyor. Aramızda yaşaması durumu gibi bir şey değil bu, ya da kalbimizde varlığını sürdürmesi vs. gibi bir şey hiç değil. Nasıl bir şey bilmiyorum ama anaakımda anlatıldığı gibi bir durum yok ortada. Varsa da Atay’ın ölümünü dramatikleştirmek bana göre değil. Atay için “üşüyoruz reyiz” diyenler utansın.

Sosyal medyadaki Atay algısı hakkında ne düşünüyorsunuz? Ne oldu böyle?

Alıntılar iyidir. Olric’ler falan afili gösterir. Atay kullanarak çapkınlık yapabilen delikanlılar, derin gözükebilen kızlar varsa ne mutlu onlara. İlginçtir: Yıllar önce TV’de Pınar Kür, erkek arkadaşlarına Raskolnikov’un kim olduğunu sorduğunu, ilişkisini bu soruyla test ettiğini söylemişti. Bu sosyal medyadaki ani Atay yükselişi, ki nerden baksan 6-7 senesi var bu mevzunun, bu minvalde okunmalı gibi geliyor bana. Türkiye’deki ergen zihinlerin kendilerini dışavurmak için bu kadar kalın kitaplar yazan birine ihtiyacı olması güzel. Üstelik ne olacak, bir kitap 700 sayfa, bir Tweet 140 karakter. Ctrl c, ctrl v. Oldu bitti.

Atay olmadan Türk edebiyatında ne değişirdi? Sorunun çok uzun bir yanıtı olduğunun farkındayım ama kısaca nasıl anlatılır bu durum?

Etkilenmek için doğru yazarları okumamız gerektiğini biz Atay’dan öğrendik. Bak artistlik bir yanıt geliyor: Sadece Atay’a değil, işaret ettiklerine bakın derim.

Sizin için vazgeçilmez metni hangisidir?

Tehlikeli Oyunlar, olgun ve oturmuş bir romandır. Tutunamayanlar’daki şişmişlik onda yoktur. Gereksizlikler törpülenmiş, ilk hevesler elenmiştir. Ancak ben kayıp bir yıldız olan Eylembilim’e her zaman çok büyük anlam yüklüyorum. O roman edebiyatımızın kayıp Pnin’i benim gözümde.

“Tutunamamacılık” devam ediyor mu?

Zihinsel ergenlik ve yönsüz okuma bitmedikçe, Tutunamamacılık bitmez.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>